Cemal kahvede kara kara düşünmektedir. Temel;
— Ula Cemal ne tuşiniysin?
— Ha pağa 6 tane vesikaluk fotoğraf lazimidur. Onu nereden çektireceğum diye tüşünüyrum daa.
— Ula tüşündüğün şeye bak. Sen yarın sahile cit. Orada beline kadar çukur kaz. Çukura cir. Ben fotoğraf maçinesi ile celir, senin fotoğrafını çekerim.
Ertesi gün Temel sahile geldiğinde Cemal’in 6 adet çukur açmış olduğunu ve kendisini beklediğini görünce:
— Ula bu ne?
— Haçan pağa 6 tane fotoğraf lazimidur demedim mi, sağa? Ben de 6 tane çukur kazdım.
— Ula Cemal, boşuna zahmet etmişsin. Ben zaten 6 tane fotoğraf maçinesi cetirmiş idim daa.
Merkez teşkilatı, taşra teşkilatı! 1970–2000 nesli bu lafı çok duymuştur. Umarım önümüzdeki yıllarda bunlar daha az duyulacaktır.
Memur olmayanlar bilmez. Memur olanlar ise anlatacaklarımın yukarıdaki fıkra ile ne kadar örtüştüğünü anlayacaktır.
Merkez teşkilatı niçin vardır? İşleri merkezden yürütmek ve taşra teşkilatını kontrol etmek gibi bir görev yüklenmiştir. Bilirsiniz, Türkiye’nin bir Cumhurbaşkanı, bir Başbakanı, 30 civarında Bakanı, 550 milletvekili varken, merkez teşkilatı bulunan yüzlerce kuruluş vardır. Her bir merkez teşkilatında en az 551 kişi vardır. Yani koskoca Türkiye’nin idaresini 551 kişi yürütürken, en küçük birimin merkez teşkilatında bu sayı kadar insan çalışmaktadır.
Şimdi diyebilirsiniz ki, Cumhurbaşkanı tek değildir. Danışmanları vardır. Bir kanunu onaylayacağı zaman danışmanlarından bilgi alır. Ona göre imzalar ya da imzalamaz. Bu en fazla 50 kişilik bir kadro demektir. Bunun yanında hizmet birimleri de vardır derseniz karşılığında, Cumhurbaşkanlığının taşra teşkilatı yoktur denebilir.
Gelelim konumuza.
İşleri yapan taşra teşkilatıdır, kaymağını yiyen merkez teşkilatıdır. Taşra teşkilatlarının işleri yetiştirmek için göbeği çatlarken, merkez teşkilatında kaymak yiyen; “bize göndermeniz gereken bilgileri niye geciktiriyorsunuz” diye iş yapanları azarlamak gibi bir hakka sahiptir. Hatta işi sadece taşra teşkilatını arayıp, “niye bu bilgiler gecikti” desin diye istihdam edilenler vardır. Taşra teşkilatı gariban kuruluşlardır. Merkezden bir odacı bile arasa, taşradaki ona efendim diye hitap eder. Memur terbiyesi bunu gerektirme(me)ktedir.
Tek bir merkez teşkilatı yetmiyormuş gibi, merkezin içinde de küçük küçük merkezler vardır. Taşra ise hep tek taşradır. Taşranın bir Müdürü varken, merkezin 5–10 Genel Müdür Yardımcısı, bir o kadar Daire Başkanı, Bu sayıların 2–3 katı kadar Şube Müdürü vardır. Daha Müdür Yardımcısı ve Şefleri saymadık.
Bu kadar insan niye vardır? Kesinlikle ve kesinlikle, taşradaki bir Müdüre “bu bilgiler niye gecikti” diye sormak için vardır. Hani bir kişi sorsa önemli değil. Her birim ayrı ayrı sorar, ayrı sandıkları bilgiler için.
Taşra bir; yapılan işlem bir; bilgiler bir. Fakat bu bilgileri isteyen birim sayısı 3–4 tane. Biri tabloyu yatay, diğeri dikey, bir başkası sade, diğeri süslü ister. Ama istedikleri bilgi aynıdır.
Mali İşler Dairesi ne kadar alacağımız var diye sorarken, Ticaret Dairesi kimlerden ne kadar alacağımız var diye sorar. Taşranın her iki birime gönderdiği bilgi birbirini tutmaz. Niye? Çünkü taşrada bu bilgileri dolduran bir kişi değildir de ondan. Daha açalım.
Mali İşler Başkanlığına bilgileri taşranın muhasebecisi gönderirken, Ticaret Dairesine bu bilgileri ticaret memuru gönderir. Hâlbuki Ticaretin istediği ayrıntılı bilginin son satırındaki toplam tutar, Mali İşler Dairesinin istediği bilgidir.
Üretim Dairesi hangi ürünlerden ne kadar ürettik diye sorar, Mali İşler Dairesi üretilen miktara ne kadar para ödedik diye sorar. Miktarı, üretimde çalışan Üretim Dairesine gönderirken, miktar ve tutarını muhasebe memuru Mali İşler Dairesine hesaplayıp gönderir.
Taşrada, yukarıdaki 4 ayrı işlemi 4 ayrı kişi yapar. Merkezde ise bu dört bilgiyi 4 ayrı kişi derler.
Görünen; kaynak aynı olmasına rağmen, birbirini tutmayan boş ve lüzumsuz bilgi batağında çırpınan insanlarla dolu Devlet çarkı içinde kalkınmayı ve bilgi toplumu olmayı özleyen bir yığın.
Sonuç; bir fotoğraf makinesi ile istediğimiz kadar fotoğraf üretebileceğimizi anladığımız zaman bilgi toplumu olmaya doğru büyük bir adım atmış olacağız.