Kamuyu İyileştirme

20 Ara

KAMUYU İYİLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI
KAMUYU İYİLEŞTİRME ÜST KURULU
YA DA EN İYİSİ KLASİK ADLARDAN DAHA FAKLI BİR ŞEY

Devletin sırtındaki yükler:

1. KİT’ler,

2. Kamu Kuruluşları.

KİT’ler devletin elinden çıkarılmalı fakat yok edilmemelidir.

SEK, YEM ve EBK tesisleri gerçek sahibi olan besicilere, GÜBRE SANAYİ yine gerçek sahibi olan çiftçilere, organizasyonlarını sağlamak amacıyla dahi bedelsiz verilmeliydi.

KİT’lerin tamamının özelleştirilmesi sonucunda Devletin hedefine ulaştığını varsayalım. Devlette halen yük olan diğer Kamu kuruluşlarını özelleştirme imkanı bulunmamaktadır. Gelecekte, eğitim, sağlık ve diğer hizmetler özelleşecektir. Bu tüm dünyada birkaç senede olacaksa Türkiye’de 50-60 senede olabilecek bir süreci kapsayacaktır. 1983-2003 yılları arasındaki 20 yıllık başarısız özelleştirme uygulamalarına baktığımızda, eğitim, sağlık gibi hizmetlerin özelleştirilmesinin kısa sürede olmayacağı açıktır.

Özelleştirmede neden başarılı olamadık? Tek sebebi var “Alt yapı oluşturmadan özelleştirme yapmaya kalktık”. Eğer alt yapı olsaydı özelleştirme kendiliğinden olacaktı. Yani, EBK besicilere bedelsiz verilseydi, besiciler EBK özelleşmesin diye Ankara’yı mesken tutar mıydı? Başka kurumlara geçerken maaş düşüşü olmasaydı, bürokratlar özelleştirmeye karşı dururlar mıydı? İşçiler işten çıkarılmadan başka kurumlara nakledilseydi Sendikalar karşı çıkarlar mıydı?

Bunlar artık geçmişte kalmalı ve artık ileriye bakmalıyız. Önümüzdeki dönem artık insanca sağlık hizmeti alma ve gelişmiş ülkelerin ulaştığı seviyede eğitim görme dönemidir. Bu dönemi kısa tutmak için ise iyi bir alt yapı oluşturulmalıdır. Bu alt yapı Tüm kamu Kuruluşlarını iyileştirme çabalarından başka bir şey değildir. İster bu hizmetlerin özelleştirilmesi olsun, ister bu hizmetlerin yerel yönetimlere devri olsun özlenen alt yapı tamamlanmadan başarı söz konusu olamayacaktır. 1983-2003 sürecinde olduğu gibi.

YEPYENİ BİR ORGANİZASYON

Amaç: Kamu kurum ve kuruluşlarının elinde atıl bulunan tüm kaynakların verimli kullanılmasını sağlamak.

Kaynaklar : İnsan kaynağı, Bilgisayar ve diğer teçhizat.

Kurum : Kamuyu İyileştirme Başkanlığı (KİB)

Görevleri : Kamu kurum ve kuruluşlarının en az kaynakla en yüksek hizmet verme anlayışını yerleştirmek.

KİB Organizasyonu (bundan sonraki bölüm hikaye şeklinde anlatılacaktır) :

KİB’in bir başkanı ve başkanın sekreteryası bulunacaktır. Sekreterya, telefonlara cevap verme görevi yerine KİB Başkanı adına işleri yürütecek bir birim olacaktır. Sekreterya dışında, KİB Başkanı yardımcısı ve vekili olmayacaktır.

KİB’de sadece Başkan yardımcıları değil, hiçbir şekilde yardımcı kadrosu bulunmayacaktır. Bu anlayış KİB’den başlayarak tüm Kamu kuruluşlarına yansıtılmalıdır.

Bir olay:

Bir işyerinde birinin Şef olması için dışarıdan baskı yapılmış. Ancak işyeri yöneticileri bu kişinin şeflik yapamayacağına karar vermişler. Fakat dışarıdan da baskı var. Sonunda o kişiyi Müdür Yardımcısı yapmaya karar vermişler. Yani şefin üstü. Bu şahıs, yapsa yapsa Müdür yardımcılığı yapabilir demişler.

Ne acı. Yetenekli şef oluyor; yeteneksiz, yeteneklinin üzerinde Müdür yardımcısı.

Bu ülkede yaşayan 70 milyon kişiden biri olarak ben böyle bir şeyi kabullenemiyorum. O nedenle kendimi, bu öneriyi yapmak zorunda hissediyorum.

ALT BİRİMLER

KİB’de Daire Başkanı, Şube Müdürü gibi birimler olmayacaktır. Dolayısıyla yardımcıları da olmayacaktır. Alt birimlerin tamamı Takım (ekip) olarak adlandırılacaktır. Her takımın bir direktörü olacaktır. Bu direktör KİB’deki en tecrübeli kişilerden seçilecektir. Her ekibin bir kaptanı bulunacaktır. Kaptan direktörden sonraki tecrübeli kişi olacaktır. Her takımda da bir raportör bulunacak ve kaptandan sonraki tecrübeli kişi olacaktır. Diğer ekip üyeleri uzman seviyesindeki kişilerden oluşacaktır. Hiçbir şekilde tecrübesi az olan, tecrübesi çok olanın üstünde görev alamayacaktır.

TAKIM ÇALIŞMASI

Belli dönemler halinde –bunlara turnuva dönemleri diyeceğiz- çözüme kavuşturulması gereken problemler masaya yatırılır. Bu problemlere verilecek örnekler şunlardır:

1. Hastanede sırada bekleyen hastaların daha az zahmetle muayene olmaları nasıl sağlanır?

(Şu olay bana çok komik geliyor. Sedyede yatan yaralıya şu evrakı baş hekim yardımcısına tasdik ettir de getir. Ya da gece hastaneye gitmişsiniz. İşlemleri bitirmeniz için sağlık karnenize Baş hekim mührünü vurdurmanız gerekiyor. Ancak mesai saati sonu olduğu için mühür kasaya kilitlenmiş. Deniyor ki, reçeteyi mühürletmeniz için yarın hastaneye gelin. Zannedersiniz ki Sultan Süleyman’ın mührü. Hani o mührü gerçekten Başhekim vursa amenna. Alelade bir memur bu görevi yapıyor. Madem gündüz bu görevi bir memur yapabiliyor, o halde gece de niye nöbetçi memur yapamasın. İşte bunun gibi binlerce düzeltilmesi gereken sebepler yüzünden Kamuyu İyileştirme Başkanlığı)

2. Vergi Dairelerine verilen beyannamelerdeki anlamsız uygulamaların kaldırılması

2003 yılın içinde mevzuata giren komik olan bir durum vardı. Maliyeye verilecek beyannamelerdeki rakamlar 50 bin ve 50 bin’in katları şeklinde olacak denmişti. 100’ün, 1000’in,100,000’in katı olurdu da 50,000’in katı olacağı kimsenin aklına gelmezdi. Aylarca internetteki Excel ile çözüm forumlarında bu konu tartışıldı. 50 ve katlarına bir rakam nasıl yuvarlanır diye. Fakat sonunda maliye bunu 100 bin’in katı diye düzeltti; ancak bir çok vergi dairesinde yine 50 binin katı şeklinde uygulama yapılmaktadır.

Yine 2003 yılı içinde çıkan bir mevzuata göre kamu kuruluşlarının yapacağı bir kısım mal ve hizmet alımlarında katma değer vergisinin % 50′si, diğer kısım mal ve hizmet alımlarında ise hesaplanan katma değer vergisinin 1/3′ü kesilir diyor. –Hem % 50 kullanılmış hem 1/3. % 50, yüzde ellidir. Fakat 1/3, yüzde otuzüç nokta otuzüç otuzüç otuzüç otuzüç otuzüç diye gider.

Ne olurdu hiç ayırım yapılmasaydı. Ya hepsi % 50 olsaydı. Ya da hepsi % 40. Yanlış yapılacak her bir işlemin devlete maliyeti hesaplansa belki KDV tahsil etmekten vazgeçilecek.

Bu ülkede yaşayan ve belli bir zeka düzeyine sahip biri olarak bu tür acayipliklere göz yummamam gerektiğini biliyorum ve o yüzden KİB’i öneriyorum.

3. KİB’de odacı, daktilo memuru ve yazı işleri birimi olmayacak.

Her takım yazışmalarını kendisi yapacak. Hiç yazışma tekniği bilmeyen yeni bir eleman bile, yine KİB’in bilgisayarda oluşturacağı yazışma tekniği şablonunu kullanarak yerli yerine oturan bir yazıyı yazabilecektir. Yazıcı çıktısından yazıyı aldıktan sonra imzaya hazır hale getirecektir. Bu işlem imzalar dahil en fazla 10 dakika içinde bitecektir. Bir çok kamu kuruluşunda şu yapılmaktadır.

a) Yazıların müsvettesi yazılmaktadır.

b) Müsvette daktilo memuruna verilmektedir.

c) Yazıyı yazana geri gelmektedir.

d) Yanlış yoksa imzaya gitmektedir. Yanlış varsa daktiloda yeniden yazılmaktadır.

Bu sürenin 30 dakikadan az olması mümkün değildir. Diyelim 20 dakika oldu. Diğerine göre yine 10 dakikalık bir zaman kaybı. Tüm kamu kuruluşlarında günde 1000 adet yazışma yapılıyorsa toplam zaman kaybı yaklaşık 21 günlük iş kaybına denk gelmektedir. Türkiye’de 1000 adet (Merkez ve taşra teşkilatı olarak) kuruluş olduğunu düşünürsek 1000 adet daktilo memurundan ve şefinden tasarruf edilmiş olacaktır).

4. Daktilo ve yazı işleri servisi olmayan birimde doğal olarak işi evrak taşımak olan odacılar da bulunmayacaktır.

Yazısını yazan hiyerarşik düzende imzaların hepsini tamamlamak için yazıyı kendisi dolaştıracaktır. Hiyerarşik düzenden şu anlaşılmamalıdır. Memur yazıyı yazar, şefine verir. Şef yazıyı okur, Müdür yardımcısına götürür. Müdür Yardımcısı yazıyı paraflar, Müdürüne götürür. Müdür yazıyı imzalar, Başkanına götürür. Başkan yazıyı imzalar, Genel Müdürün onayına götürür. Bu şekildeki bir sirkülasyonun bir gün içinde binlerce kez yapıldığını zannediyorum. Bin tane kurum, her kurumun 10 biriminde, günde 10 tane bu şekildeki bir sirkülasyonda yüzbin kere bu işlemler tekrarlanıyor demektir. Bu şekildeki bir çalışmanın memlekete faydasının olmadığını gören biriyim.

5. Temizlik, yemek ve güvenlik hizmetleri özel şirketlere yaptırılacaktır.

Yemek hizmeti bedeli çalışanlardan karşılanırken, diğer hizmet giderlerini devlet karşılayacaktır.

6. Araç ve şoför olmayacaktır.

Bu hizmetler de özel firmalardan kiralanacaktır. Bir şoförün yıllık maliyetinin 20 milyar olduğunu kabul edersek, bir yıl içinde 20 milyar liradan daha az bir maliyetle hizmet satın alınabilecektir. Bir kurumda 10 şoför ve bu şoförlerin işlerini takip etmekle görevli bir memur, bir şef olduğu düşünülürse yıllık maliyetin 200-250 milyar civarında olacağı açıktır. Yine bin kurum için ortalama 4 bin görevlinin maliyeti 80 trilyon lira gibi bir paraya denk gelmektedir. Tüm kamu kurumlarının araç ve şoför hizmeti için bu paranın torpille işe girdiği için iş yaptırılmayan kişi yerine girişimciye aktarılacaktır. Bu yaklaşım her yönden daha iyi bir yaklaşımdır.

7. Bilgisayarlar en etkin bir şekilde kullanılacaktır.

Bilgisayarlar, kullanmayı hak edecek personele verilecektir. Bunun için bir yöntem belirlenecektir. Bu yöntem yine bu Kurumun uzmanları tarafından belirlenecek ve burada uygulandıktan sonra diğer kamu kurumlarında uygulanmaya başlayacaktır. Bilgisayarı kullanabilme becerisi gösteremeyen bir memura kesinlikle bilgisayar verilmeyecektir. Şu anda kamuda sadece oyun oynanan ve hiç iş yapılmayan binlerce bilgisayar vardır. Kaba bir hesapla kamudaki bilgisayarların yarısı atıldır ve oyun oynamaktan başka bir işe yaramamaktadır. Her memur bilgisayar istemektedir ve bilgisayar verilen memur kesinlikle arzulanan işi yapmamakta veya yapamamaktadır.

Leave a Reply

Cemil GÖKMEN

Dergahtan içeri eğri girmez